Cami ve Kilise;

  • Camiler Müslümanların ibadet ettikleri mekanlardır.
  • Kiliseler ise Hristiyanların ibadet ettikleri mekanlardır.
  • Kilisede müzik yapılır, ancak Camide müzik yapılmaz.
  • Camide namaz kılarken erkekler ayrı bölmede bayanlar ayrı bölmede namaz kılar,
  • Kilisede ise kadın erkek beraber ibadet edebilirler.
  • Camiye girerken ayakkabılar çıkarılır ve temizliğe önem verilir.
  • Kiliselerde ise ayakkabılar çıkarılmaz.
  • Kiliselerde insanların ibadet sırasında oturması için sıra sıra oturaklar vardır.
  • Camilerde ise sıra sıra oturaklar yoktur.
  • Kilise içerisinde çeşitli resimler ve ikonlar bulunurken, Camilerde resimler ve ikonlar bulunmaz, bunun sebebi putlaştırmamak içindir.
  • Camilerde minareden insanları namaza davet eden ezanlar okunur, Kiliselerde ise çanlar çalar.
  • Caminin minaresi vardır, Kilisenin çan kulesi vardır.
  • Kiliselerde papazlar vardır, Camilerde İmamlar vardır.
  • Kiliselere gidilip işlenilen günahlar papazlara anlatılarak çıkardığına inanılır.
  • Camilerde günah çıkarma işlemi yoktur, Dua vardır.
  • Camilerin dışında veya iç bölmelerde abdest alma yerleri mevcuttur, Kiliselerde buna benzer şadırvanlar yoktur.




Detaylı açıklamalar;

İmam, Kur’an-ı Kerim’de yedi yerde tekil, beş yerde de çoğul olarak geçen “imam” kavramı önder, reis numune, işaret, misal ve rehber anlamlarına gelir. Din ıstıhalında İmam devlet reisi anlamına da kullanılmıştır. İslamın ilk yıllarında imamlık ve hatiplik hizmetini bizzat Hz. Muhammed’in kendisi yürütmüştür. Günümüzde diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilere atanan imamlar, camide nizamı muhafaza etmek, 5 vakit namaz kıldırmak, ayrıca Cuma ve bayram namazlarını kıldırarak hutbe okumakla mükelleflerdir.

Cemaat, Cami; yaygın din eğitiminde mekan, cami görevlileri bilgi veren elemanlar, cemaat ise bu eğitime tabi topluluktur. Günün beli namaz saatlerinde veya haftanın, yılın belli günlerinde (Cuma ve dini bayram günlerinde) camilerde toplanan bu topluluğa cemaat adı verilir.

Rahip, yasası dinî otorite tarafından belirlenmiş din adamı. Müslümanlıkta genellikle Hristiyan kilisesine bağlı din adamları için kullanılan rahip sözcüğü aynı zamanda eski Mezopotamya, Mısır, Anadolu, Roma kavimlerinin tapınaklarında görevli olan ve din işlerine bakan kimseler için de geçerlidir. Babil ve Asur’da rahipler büyü yapar, çeşitli usullerle gelecekten haber verirlerdi. Kralların bile saygı gösterdiği, zengin, güçlü kişilerdi. Eski Mısır, Roma ve Yunanlılarda kral aynı zamanda başrahipti. Yunanistan’da her tapınağın rahibi ya seçimle başa gelirdi ya da bu görev babadan oğula kalırdı. Görevleri, tapınaklarda tanrılar için yapılan adak törenlerine başkanlık etmekti. İnsanların düşüncelerine hükmetmeye çalışmazlardı. Roma’da ise rahiplik devlet memurluğuydu, babadan oğula geçmezdi. Araplar çoktanrılı dönemlerinde göçebeliğin etkisiyle bir rahiplik kurumu oluşturmadılar. Kendi adaklarını kendileri yaparlardı. Musevîlikteyse ilk zamanlarda kralın hizmetkârı olan rahipler gittikçe güçlenerek siyasî ve toplumsal yaşamda çok etkili oldular. Musevî rahiplik düzenini örnek alan Hristiyanlıkta rahiplerin davranışları, bağlı olduğu tarikat yasalarınca düzenlendi. Hristiyan rahipler tarihte kimi zaman siyasî yaşamı yönetirken, kimi zaman dünya işlerinden tamamıyla çekildiler.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir