Bilim ve İlim arasındaki başlıca farklar;

  • İlim, kainatta olup biten olayları tasvir ve izah yoluyla kavrama çabasıdır.İnsanın merakını celbeden olaylara dair sorulan sorularla doğup gelişen ve bilimi de içine alan geniş bir disiplindir.
  • Bilimin konusu gözlenebilir olguların sebeplerini deneysel bir yöntemle araştırmaktır.İlim ise bu olgular ile fizik ötesi aleme dair bilgileri bir çatı altında birleştirir.
  • İlim bilimi kuşatır. Bilim, ilimin alt kümesidir, küçük bir cüz-ü dür.
  • İlim konusunda ilerleyenlere “alim, ermiş” denir.
  • Bilim konusunda ilerleyenlere “bilim adamı ” denir.
  • İlimde seziler ön plandadır.
  • Bilimde ise meta ön plandadır.

Açıklamalar


İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, eğer kendin bilmezden, ya nice okumaktır?
İlim kendin bilmektir. Bilimse belki tıp bilmektir.
İlim bilmezsen, bilim bilmek nicedir? Maksat ilim bilmektir, bilim bahane.
İlimsiz bilim sakat kalır, İnsanı nereye götüreceği belli olmaz.

Bilim Nedir?
Gerçekte “bilimin doğası/niteliği”, yüzyıllarca bilim adamları, filozoflar,tarihçiler ve diğer ilgili gruplar tarafından yönetilen ve yönlendirilen güçlü bir tartışma konusu olmuştur. Genel bir uylaşım ortaya çıkmamışsa da, farklı
bilim kavramları güçlü destekçiler bulmuştur. Farklı görüşlerden birisine göre bilim “kendi çevresi üzerinde kontrol kazanan insanların davranış kalı-bı”dır. Bu nedenle bilim geleneksel beceri uğraşları ve teknoloji ile ilgilidir
ve tarih öncesi insan metalleri nasıl işleyeceğini ya da tarımda nasıl başarılıolacağını öğrendiğinde, bilimin gelişmesine katkıda bulunacak duruma dagelmiştir.
Almaşık bir görüş ise, bilimi kuramsal bir bilgi kütlesi, teknolojiyi isekuramsal bilginin kılgısal problemlerin çözümüne uygulanımı olarak görerek,bilim ve teknoloji arasında ayrım yapar. Bu görüşte, otomobil tasarım
ve yapım teknolojisi kuramsal mekanik ve aerodinamikten ve diğer yardımcıkuramsal disiplinlerden farklıdır; yalnızca kuramsal disiplinler “bilim” olaraksayılır.

İkinci yaklaşımı benimseyenler, bilimi kuramsal bir bilgi olarak görürken,genellikle içeriği veya karakteri ne olursa olsun, bütün kuramların bilimselolduğunu kabul etmek istemezler. Bu durumda belirli tür kuramları
dışlamak gerekmektedir ve dolayısıyla da bir kuramın bilimsel olduğuna,diğerinin bilimsel olmadığına karar vermeyi sağlayacak bir “ölçüt”e gereksinim olmuştur. Bu yüzden sağlam bir ölçüt oluşturabilmek için de, bilimi
kendi anlatımının formuyla –evrensel, kanun türünde anlatımlar, matematiksel olarak ifade edilmiş olmak gibi- tanımlamak çok popüler hale gelmiş-tir. Ancak bu, zaman içerisinde oldukça sınırlayıcı bir ölçüt olarak görülmüş
ve onun yerine bilimi yöntemiyle (metodoloji) tanımlamanın daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Günümüzde özellikle bilimin doğası ve yapısı üzerine yapılan çalışmalar bu yaklaşıma dayanmaktadır. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında, tarihin değişik dönemlerinde bilimin yöntemi üzerinde durmayı yeğlemiş pek çok bilim ve düşün adamıyla karşılaşılmaktadır.
Aristoteles (M.Ö. 384-322), Roger Bacon (1214-1294), Francis Bacon (1565-1626), René Descartes (1596-1650), David Hume (1711-1776), Immanuel Kant (1724 -1804) ve John Stuart Mill (1806-1873) bu alanda çalışanların önemlilerinden bazısıdır. XIX. yüzyıldan itibaren bu 2 Bilim Tarihi bireysel çalışmalar aynı zamanda ekol üzeyindeki çalışmalara kaynaklık etmiştir. Bu durum özellikle August Comte (1798-1857)’un pozitivizm üzerine yaptığı ayrıntılı çalışmalarla ivme kazanmış ve “Viyana Çevresi”yle çağdaş formuna ulaşmıştır.
Bilimin tarihte kaydettiği önemli gelişmeler doğal olarak doğasının anlaşılması yönündeki çabaları da ivmelendirmiştir. Bu nedenle hemen tarihin her döneminde bilime ve bilimsel bilgiye ilgi duyan bilim ve düşün adamları ortaya çıkmıştır. Bütün bu tartışmalar sonucunda bilimin ne olduğu konusunda bir uzlaşmaya varılamamış olsa da, bilimin doğası hakkındaki bilgi birikimi de oldukça artmıştır.
Bilimin ne olduğu problemine felsefenin yapmış olduğu bu katkının dışında, yine XIX. yüzyıldan itibaren bilimin doğasının en iyi onun tarihsel süreçte ortaya konulmuş örneklerinin incelenmesiyle kavranılabileceğine yönelik anlayış doğmaya başlamıştır. Bu anlayış ise bilim tarihi denilen bir disiplinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Bugün için bilimi şu şekilde tanımlamak olanaklıdır: Bilim doğada meydana gelen olayların nedenlerini, birbiriyle olan bağıntılarını bulan, onları genelleştiren, kuramsallaştıran ve bu kuramsal bilgi yardımıyla sonradan
meydana gelecek olayların nasıl ve ne zaman meydana geleceğini önceden saptayan entelektüel bir uğraştır.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.