Başlıca Farklar;

  • Öz güven geçmişten gelen bir altyapı gerektirir, Cesaret ise gerektirmez,
  • Herkes cesaretli olabilir, ancak herkesin öz güveni olmayabilir,
  • Günümüzde cahil cesareti diye bir laf vardır ama cahil öz güveni diye yoktur,
  • Öz güveni olmayan insan korkak olur ve yalan söyleyebilir,
  • Öz güveni olmayan sorumluluk ve risk alamaz,
  • Öz güveni olmayan insan yapıcı değildir,
  • Cesareti olmayan insan risk alamaz,
  • Fazla öz güven ve fazla cesaret insanları zarara uğratabilir,

Detaylı Açıklamalar;




Öz güven kendimize yönelik iyi duygular geliştirmemiz sonucu, kendimizi iyi hissetmemiz demektir. Kendimiz olmaktan memnun olmak ve bunun sonucu olarak kendimiz ve çevremizle barışık olmaktır. Kendimize yönelik iyi duygularımız bebeklik döneminde gelişmeye başlar. Hatta bazı düşünürlere göre öz güven anne karnındayken başlamaktadır. Şöyle ki, annenin bebeğiyle kurduğu ilk iletişim, bebeğin kendine olan öz güven duygusu geliştirmesine yol açmaktadır. Kendisi için bir takım şeyler yapıldığını anneyle olan iletişimi sayesinde anlayan bebek, kişilik yapısının ilk temellerini anne karnında atmaktadır. Daha sonraları ilk bebeklik dönemlerinde çocuğa gerekli olan öz bakımı doğru bir şekilde uygulamak, en temel gereksinim olan sevgiyi doğru ve dozunda vermek, çeşitli aktivitelerle onunla iletişim kurmaya çalıştığınızı göstermek, bebeğe onun önemsendiği ve dikkate alındığı duygusunu aşılamaktadır.
Erken çocukluk dönemlerinde ebeveynlerin; hem anne hem de babanın çocuğun kişilik gelişiminde çok büyük sorumlulukları ve etkileri vardır. Hem anne hem de baba ve de evde yaşayan diğer bireyler çocuğa onun da evin bir bireyi olduğunu çeşitli yollardan hissettirmeli ve göstermelidirler. Çocuktan gündelik yaşamla ilgili alınacak en ufak fikrin bile çocuğun kimlik ve kişilik gelişiminde çok büyük önemi vardır.
Günümüzde başarılı kişilere bakıldığında başarılarının en önemli faktörlerinden birisinin aile desteği olduğu görülmektedir. Fırsat verilen çocuk kendini ifade edebilmektedir. Herhangi bir yolla, ister sanatın bir dalı, ister spor ya da herhangi dikkat çekici bir faaliyet çocuk tarafından keşfedildiğinde aile bunu desteklemelidir. Çocuğa hangi renk giymek istediği, ne yemek istediği, ne görmekten, izlemekten hoşlanacağını sormak küçük şeyler gibi gözükse de aslında onun kendine güven duygusu geliştirmesini sağlayacak en büyük katkılardan biridir.
Çocuk her şekle girmeye hazır bir hamur gibidir. Vereceğiniz her bilgiyi, konuşulanı, tartışılanı hemen alır ve sentezler. Bu yüzden çocuklarla fikir paylaşımı yapılmalı, onların zevk alabileceği başarılı olabileceği alanlar ortak olarak keşfedilmelidir. Ne yapacağını, neden zevk aldığını gören hedefleri olan çocuklar kendilerine güven sorunu yaşamazlar. Ailelerin yapması gereken çocuklarının başarılarında başarısızlıklarında onların arkalarında durmaları ve çocuklarına, onları koşulsuz sevdiklerini göstermektir. Bir çocuk ancak ve ancak sevildiğini görür ve anlarsa, kendi geleceği için önemli adımlar atabilir ve karşılaşacağı gündelik sorunlar ya da büyük problemler karşısında kendisine olan öz güveni sayesinde çeşitli problem çözme yöntemleri geliştirebilir.

Özgüven eksikliğinin sebepleri nelerdir?

Başarılı olan kişilere bakıldığında genellikle bu başarılarında aile desteğinin olduğu görülür. Kendisine yeteri kadar fırsat tanınan çocuk, kendini daha iyi ifade edebilir. Çocuk tarafından keşfedilen spor dalı, sanatsal faaliyet gibi etkenler aile tarafından desteklenmelidir. Özgüven kişinin kendisine yönelik iyi duyguları geliştirmesiyle birlikte, kendisini iyi hissetmesine neden olur. Kişinin kendi olmasından memnun olması ve bunun etkisiyle kendi ve çevresiyle barışık olmasını sağlar. Kendisi için bir şeylerin yapıldığını hisseden bebeklerde kendine ait özgüven gelişmeye başlar. Bunun temelleri başlangıçta anne karnında atılmaktadır. Doğumla birlikte bebeğe sevgiyi dozunda vermek, aktivitelerle iletişim kurmaya çalışmak, önemsendiğini hissettirmek bebekte dikkate alındığını hissettirir.

Erken çocukluk döneminde ailenin çocuğun kişilik gelişiminde büyük sorumluluğu vardır. Çocuğa evin bir bireyi olduğunu hissettirmek gerekir. Ondan alınacak küçük bir fikir bile, çocuğun kişilik gelişimine olumlu yansıyacaktır. Çocuğun şekle girmeye hazır bir hamur gibi görülmesi gerekir. Her türlü bilgiyi, konuyu, konuşulanı alır ve onları kendi sentezler. Kendilerine hedef belirleyen, ne yapacağını bilen çocuklarda güven sorunu yaşanmaz. Aileler çocuklarının başarılarında olduğu kadar, başarısızlıklarında da yanlarında olmalı ve onları koşulsuz sevdiklerini göstermelidir. Çocuklar sadece sevildiklerini bilir ve anlarsa gelecekleri için sağlam adımlar atar ve sorunları daha kolay çözer.

Özgüven eksikliğinin belirtileri nelerdir?

  • Eleştirilere karşı alıngan davranma: İnsanlar aşağılık duygusuna kapıldıklarında hata yaptıklarını bilseler bile bunun vurgulanmasını istemezler. Bunu kişisel bir saldırı olarak değerlendirirler.
  • Özgüvene aykırı cevap verme: Bu bazılarında kendileri için iyi şeyler duymak, bazılarında ise kendileri hakkında pozitif şeyleri duymak istememek şeklinde yaşanır. Bunun sebebi kişinin hissettikleriyle çelişmesidir.
  • Aşırı eleştirisel yaklaşım: Kendisini iyi hissetmeyen kişiler başkaları hakkında iyi düşünmez, kusur ve hata ararlar. Bu sayede kendilerinin kötü olmadığını kanıtlamak isterler.
  • Suçlama eğilimi: Kişiler bazen aşağılık duygusundan kurtulabilmek için, kendi güçsüzlüklerini başkalarına yüklemeyi tercih ederler. Kendi hatalarında başkalarını suçlarlar.
  • İşkence isteği: Kişideki özgüven eksikliği fazlaysa, başkalarına zarar verme eğilimi doğabilir. Başkalarını suçlama davranışını kontrol edemez.
  • Rekabetle ilgili negatif duygular: Bu kişilerde başkaları gibi bir yarışı, oyunu kazanmayı isterler. Fakat bundan kaçınmayı seçerler. Çünkü bunu kazanamayacağını düşünürler.
  • Yalnızlık ve çekingenlik eğilimi: Bu kişiler zeki ve ilginç olmadıklarını düşündüğü için, başkalarının da kendisini böyle gördüğünü düşünür. Bu yüzden sosyal ortamlardan kaçınır ve susmayı tercih ederler.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.