Ensar ve Muhacir;

  • Ensar ve muhacir Arapça kelimelerdir,
  • Ensar arapçada yarım eden yardımcılar anlamına gelmektedir. Sıfat olarak ise seven sevgi içeren anlamına gelmektedir.
  • Muhacir, Mekke’nin fethine geçen sürede, dini uğruna, evini, malını, âilesini, akrabasını ve bütün varlığını Mekke’de bırakıp peygamber efendimizin izniyle Medine’ye göç eden Mekke’li Müslümanlara “Muhâcir” denir.
  • Mekke’den Medine’ye göç edenlere muhacir onlara yardım edenlere Ensar denir.
  • İslam tarihinde Medine halkı Ensar olarak anılır.

Detaylı Açıklamalar;




Ensar, kendilerine ayet bildirilene kadar savaşmayan, uzun bir süre düşmanlarına karşılık vermeden şehit olmuş, Allah’ın iznini içeren ayet kendilerine bildirilince de İslam için savaşmışlardır.

Hicret

Müşriklerin zulümleri sebeyile Mekke’de Müslümanlar çok fazla zulüm görür hale gelmişlerdi. Bu sebeple 2’inci Akabe Biatinde Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Müslümanların Medine’ye hicretleri kararlaştırıldı. Peygamberimiz “Sizin hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi…” diyerek Müslümanların Medine’ye hicretlerine izin verildi. İkinci Akabe Biati, Peygamberliğin 12. yılının son ayı olan Zilhicce’de yapılmıştır. 13. yılın ilk ayı Muharrem’de “Temmuz 622” Medine’ye hicret başladı.

Mekke’nin fethine Mekke’nin Fethi sayıca az olan ilk Müslümanların müşriklere karşı imanlarını korumak ve yaymak maksadıyla hicret ettikleri Mekke’yi, on yıl sonra güçlü ve kalabalık bir ordu halinde geri dönüp fethetmeleri. Hicretin altıncı yılında Peygamber efendimizle Hudeybiye Antlaşmasını yapan Mekkeli müşrikler, iki yıl sonra bu antlaşmayı bozdular. Sulhun devamı için Müslümanlara yapılan yeni tekliflere de uymadılar. Peygamber efendimizin hazırladığı İslam ordusu, hicretin onuncu yılında müşriklerdeTümünü oku (yeni pencerede açılır) kadar geçen süre içinde, dini uğruna, evini-barkını, malını-mülkünü, ailesini, kabilesini, akrabasını, bütün varlığını Mekke’de bırakarak Peygamberimizin izniyle Medine’ye göç eden Mekke’li Müslümanlara “Muhacirler” adı verilmiştir.

TARIHTE HICRET: HZ. IBRAHIM (A.S)’IN HICRETI:

Hz. Ibrahim, kendi kavmine Allah’in dinini anlatmada hiç bir engel tanimamis, Nemrut’un zorbaligina boyun egmemis, bir bir iskencelere maruz kalmasina ragmen yolundan dönmemistir. Fakat O’nun bütün gayretleri bir netice dogurmamis ve toplumunu küfür batakligindan çekip almamistir. Artik netice belli olmustur; kavmi kendi dogrultusunda gitmektedir. Hz. Ibrahim de tevhid üz ere yoluna devam etmektedir.

Hz. Ibrahim kavminin iman etmesine imkân ve ihtimal kalmadigini anlarinca, sapiklik ve küfür diyarindan uzak kalmak amaciyla, her seyiyle yalniz Allah’a kulluk edebilmek için hicret etmistir (Elmalili Muhammed Hamdi Yazir, Hak Dini Kur’ân Dili, II, 1437).

Hz. Peygamber (s.a.s) de söyle buyurmustur: “Her kim diniyle bir yerden bir yere hicret ederse, gittigi yer bir kars i yer de olsa Cennet’te Ibrahim ve Muhammed (s.a.s) onun arkadasi olur.”

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.