Başlıca Farklar;

  • Sanat, hayal gücüyle ortaya çıkar ve maddi değeri yoktur,
  • Zanaat; Kişilerin maddi ihtiyaçlarını karşılamak için eğitim ve tecrübe gerektiren işlere verilen addır.
  • Zanaat ise bir meslektir, eserler tek değildir ve maddi bir değeri vardır,
  • Zanaat eğitim ve tecrübe gerektirir,
  • Zanaatkarın yaptığı eserler birden fazla aynı olabilir ve insanın kullanımına sunulur,
  • Sanatçının yaptığı eserden ise bir tane mevcuttur,
  • Sanat icra etmek için tecrübe ve ustalığa ihtiyaç yoktur, ruhi bir yaratıcılık gerektirir,
  • Sanat’ın faydalı olup olmasına bakılmaz, sadece güzel mi değil mi diye bakılır,
  • Zanaat karın ürettiği eserde ise kullanılabilirlik ve fayda aranır,
  • Sanat yaratıcılık, zanaat ise ustalık gerektirir.
  • Sanat eseri dünyada bir tanedir, eşi benzeri yoktur. Zanaat eserleri birden fazladır,
  • Sanat eserleri kendine has bir yapıya sahiptir. Zanaat ise bilinen nesnelerin çoğaltılması olabilir
  • Sanatta yaratıcılık önemli bir rol oynar. Zanaatte ise yaratıcılığa gerek yoktur sadece ustalık önemli bir role sahiptir.
  • Sanat eserinin yapılmasındaki amaç güzel ve estetik olmasıdır. Zanaat eserinin yapılmasındaki amaç ise fayda sağlamak ve kullanışlı bir eser ortaya çıkarmaktır.
  • Sanat eseri, para için yapılan bir eser değildir. Sanatçı o eseri tasarlarken hiçbir şekilde para kazanma amacı ile yapmaz. Zanaat eseri ise tam tersi şekilde asıl amacı para kazanmak olan eserlerdir.




Detaylı açıklamalar;

SANAT  NEDİR?

Sanat toplumsal varlıktır. Bireylerin ve ortak yaşamın özünden kaynaklanan, içinden gelen gerçek yaşam duygusudur.

Sanat bir dildir. İnsanları, milletleri ve çağları sanat eseri tanıtır. Taş Devrinden bu yana binlerce yıldan beri sanat, anlatım aracı olarak kullanılmıştır.

İnsan yaşamında sanatın birçok görevleri vardır. Sanat olmazsa yaşamın değeri olmaz. Çünkü güzeli, iyiyi tanıtmak için sanat gereklidir. Bütün dünya insanları arasında yakınlaşma, bütünleşme, ortak duyguları paylaşma ve zevk almak için sanat önemli bir köprüdür.

Sanatta estetik değerlerin yanısıra toplumun özbenliği vardır. Bu benlik ise; sanatın estetiğini ortaya koyan insanın içinde yaşadığı milletin zekası hayat felsefesi, ahlak, nizam, maddi manevi duygu ve istekleridir.

Sanat, toplumun öz değerlerinden doğar ve gelişir. Onun içindir ki sanat toplumun dışında, ondan ayrı olarak hiçbir şekilde düşünülemez.

Sanatkar, yaratıcı yetenek ve kudretin yanısıra, içinde yetişip geldiği toplunum din, dil, örf ve adet gibi öz değerlerinden alır. O zaman sanat eseri bir mizacın ifadesi olduğu kadar, bir toplumun da eseri olarak ortaya çıkar.

SANATKAR KİME DENİR?

      Güzel sanatlara ait eserler medna getirmekte bilgi ve ustalığı olan, o işi meslek edinerek sanatla uğraşanlara sanatkar denir.

Sanatkar olmak için büyük bir sanat duygusu ve sevgisine sahip olmakla beraber, o duygu, sevgi ve becerileri başkalarına ileten, öğreten bir ifade kabiliyetine ve iktidarına sahip olmak gerekir.

Gerçek sanatkarda aranan nitelik, beceri ve ustalıktan çok, sanata gösterdiği sevgi, coşku, duyarlılık ile çağdaş duygu ve düşüncedir. Bununla birlikte; konusunda biraz bilgisi olan herkese üstad denildiği gibi sanatla uğraşan herkese de sanatkar denilmesi yanlıştır.

Güzel Sanatların dışında kalan diğer sanatlarla uğraşan ve bilgi, beceri sahibi olanlara “zanaatkar” denir.

Kuaförlük, renk ve biçin olarak estetik güzelliğin işlevi bakımından  bir süsleme sanatıdır.

Form, renk uyumu gibi estetik sanat fonksiyonlarına bağımlı bulunması, tarihsel gelişimi içerisinde saç biçimlendirmenin insanı bütünüyle süsleyici bir unsur olarak artistik bir düzeyde ele alınması ile uygulamada temel amacın kişiyi güzelleştirmek, güzelliğin ise, sanatsal ve estetik bir kavram olması ve modanın önde gelen ön emli unsurlarından birisi olarak düşünüldüğü için Avrupa’da ve pek çok ülkede kuaförlük sanatı güzel sanatların bir dalı olarak bilinmektedir.

SANATTA USTALIK

      Sanatçının yetisi ve düşünce yapısı mesleğini sanatsal açıdan tam olarak özümleyebilme yeteneğini gösteriyorsa, sanatını hangi yöntem ve somut doğrultuda, eststık düzeyde gösterebilme gücüne sahipse ”sanatta ustalık” bu noktada başlar.

Ustalık, uzun bir zaman alan ve yoğun bir çalışma gerektiren, mesleki bir öğrenim, ülkenin sanat kültüründe elde edilmiş bilgilerin özümsenişi, sanatcının kendi yaratıcı deneyim ve başarılarının devamı ve yenilenmesi sürecidir.

 

Zanaat Nedir?

Zanaat, maddi ihtiyaçlarını karşılamak için eğitim ve tecrübe gerektiren işlere verilen addır. Ayrıca hüner ve marifet anlamlarına da gelmektedir. Bir işle veya meslekle uğraşan ustalığı ve mahareti olan kimselere ise sanaatkar denilmektedir.

Osmanlılar zanaat anlamına gelen hirfet sözcüğünü kullanmışlardır. Osmanlı döneminde çeşitli zanaat kollarının toplandığı Ahi teşkilatı bulunmaktaydı. XIX. yüzyılda Osmanlı’ya gelen Fransız mozaikçisi Pretextat Le-comte çinicilik, hâkk, mâden işleri, dökmecilik ve bakırcılık, camcılık, taş yontuculuğu, nakış, kalemkârlık, halıcılık, kumaş ve kadifecilik, saraçlık, kunduracılık, silâh işçiliği, ahşap işleri, telkari, cevahircilik, mühür yapımcılığı, minekârlık, tesbihcilik, kayık imâli, lo*kum, helva ve şekerleme yapımı hakkında bilgi vermektedir.

Sanayi devriminden sonra zanaatlar büyük ölçüde sarsılmıştır. Seri imalat ile birlikte bir çok zanaat ortadan kalktıysa bununla birlikte yeni zanaat alanları da doğmuştur. Saraçlık ve nalbantlık tarihe karışırken bunun yerine otomobil tamirciliği kaportacılık ve boyacılık gibi zanaatler ortaya çıkmıştır.

Günümüzde zanaat denilince akla ilk gelen küçük sanatlardır. Şiir, müzik, resim, heykel, hat, tezhip gibi zanaatler ise “güzel sanatlar” olarak adlandırılmaktadır.

 

 


Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.