Kilo ve Obezite arasındaki başlıca farklar;

  • Kilolu olmak durumu, vücuda giren enerji ve besin tüketiminin vücuttan çıkma durumundan  fazla olduğu ve vücutta fazladan yağın birikmesinde oluşan duruma verilen addır.
  • Obezite, vücudun yağ hücrelerinde biriken enerjinin çok düzeyde olması ve bunları yakamaması veya vücuttan dışarı atamaması durumunda ortaya çıkan bir hastalıktır.
  • Vücut kitle endeksi sizin fazla kilolu olup olmadığınızı söyleyebilir.
  • Devamlı kilo alıp vermek karaciğerin çok zorlanmasına ve zamanla yıpranmasına neden olabilir.
  • Kilolu ve Obezite kavramları aslında farklı şeylerdir.
  • Obezite bir hastalıkken kilolu olmak bir hastalık değildir.
  • Kilolu insanlarda fayda gösteren diyet ve dengeli beslenmeler obeziteli insanlarda fayda göstermeyebilir.
  • Türkiye’de en çok obezitenin görüldüğü yerlerin başında Karadeniz bölgesidir.
  • Kilolu ve obez kişilerin zor nefes aldıkları görülebilir.
  • Kilolu bayanların daha zor doğum yaptıkları söylenebilir.
  • İkisin de psikolojik sorunlar doğurabilmektedir.




Obezite ve Kilo sorunları

Obezite (Aşırı Kilo); En önemli sağlık sorunları arasında yer alan obezite; genel olarak, bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Normal şartlarda, yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’ini, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması obezite olarak tanımlanmaktadır. Sağlıklı bir hayat sürdürmek için, besinlerle alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir. Besinlerle günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerjinin vücutta yağ olarak depolanması suretiyle obezite oluşmakta ve bu durum kişinin yaşam kalitesini ve yaşam süresini olumsuz yönde etkilemektedir. Sonuç itibari ile, obezite bir hastalıktır.


Kilo Almak İstiyorum

Yeterince beslendiği halde kilo alamayan insanların bu durumunu değerlendire bilmek için birçok yönü ile organizmaları incelenmesi gerekiyor
Bu durum tiroit bezi problemine bağlı olabileceği gibi, mide / bağırsak problemine de bağlı olabilir. Örneğin bir et tüketimi sonrası etin içinde ki demir, B12 vitamini gibi vitamin ve minerallerden istifade edebilmek için mide ve bağırsak mukoza ve salgılarının sağlıklı olması gerekiyor. Sjögren sendromu gibi durumlarda tükürük (karbonhidrat sindirimi için gereken amilaz enzimini ihtiva ediyor) salgısı azalıyor bunun neticesinde karbonhidrat sindirimi başlamıyor ve parçalanmamış karbonhidrat ince bağırsak sistemi tarafından vücuda alınmıyor ve siz kilolarca karbonhidrat yeseniz bile bir gram dahi kilo artışınız olmaz.
Toplumun çiğnemeden, hızlı, iki-üç çeşit karışık yemek, yemeğin üzerine çay / kahve / meyve / yediğini gözünüzün önüne getirin ve o zaman göreceksiniz kilo alamamanın altında çoğunlukla organik patolojiden ziyade yaptığımız hatalar yatıyor.
Kilo alamayan hastalarda ayrıca bazal metabolizma hızı ölçülmesi gerekiyor
Kilo alamayan hastalarımıza yaklaşımımız, öncelikle mide bağırsak karaciğer metabolizmasını düzene sokmaktır. Beyin iştah merkezi regüle edilmesi gerekiyor. Beyinden endorfin ve seratonin gibi biyokimyasalların salınımı tetiklenerek strese karşı direnç kazanılması gerekiyor. Ve mutlaka kombine (Akupunktur, Bitkisel Tedavi, Psikoterapi vs.) tedavi uygulanarak başarı sağlanmalı Aslında bütün hastalıklar bir tek hücrenin ihtiyacı olan kan, oksijen, su, mineral ve diğer hayati maddelerin o hücreye ulaştırılamaması ve hücrenin işleyişi sonucu oluşan atık maddelerin (allerjen,toksinlerin) oradan uzaklaştırılmaması sonucu başlar. Metabolizmada ki oluşan hatalar sonucu vücuttan bir kısım sinyaller yayılır. (örneğin; ateş, aşırı terleme, nefes kokması, sürekli yorgunluk, bağırsak problemleri v.s.) Yanılma burada başlar. Bu vücuttan gelen imdat çağrılarını hastalık düşünerek onları ağrı kesicilerle, antiallerjenler, ateş düşürücülerle vs. baskılarız. Oysa yapılması gereken vücudun kendi iç mekanizmalarını harekete geçirerek şifaya kavuşma istikametinde yardımcı olmaktır. Biz hastanın şifaya ancak beden, duygu, düşünce/bilinçaltı ve ruhun bir bütün olarak tedavi edilmesi sonucu kavuşacağına inanırız. Kilo alamama da böyle bir durumdur. Ve kliniğimizde tek bir tedavi şeklinin değil birçok yöntemin birlikte hareketi sonucu başarıyı hedefleriz.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir